Halk Kütüphaneleri toplumun  aydınlanması ve hayat boyu öğrenme faaliyetlerine rehberlik eden demokratik kuruluşlardır. Toplumun her yaş düzeyindeki eğitimli, eğitimsiz bireyin  düşünce farkı gözetmeksizin hizmetindedirler.  Kütüphaneler yasaların kendine verdiği bu önemli görevleri devletin kendilerine sağladığı imkanlar ölçüsünde yerine getirebilirler. Yani bina, bütçe, personel ve materyal desteği  bakanlıkça sağlanmak durumundadır. Zira, halk kütüphaneleri ücretsiz hizmet verdikleri için kendi  işletme giderlerini karşılayacak döner sermaye veya kurum hizmet gelirlerine sahip değildirler. Günümüzde Avrupa ülkelerinin pek çoğunda  üyelik ücretlidir. Materyal gecikme bedelleri, bestseller kitap alma ücreti gibi gelirleri vardır. Ayrıca personel bakımından da son derece güçlü durumdadırlar. Yine Avrupa’da halk kütüphaneleri hafta içi belirli günlerde yarım gün açık, hafta sonlarında Pazar tam kapalı ve Cumartesi günleri ise saat 10:00 ile 13:30 arası açıktır. Müzelerde de durum genel olarak farklı değildir.

Ülkemizde halk kütüphaneleri hafta içi 40 saat yasal süreyi içeren mesai yapmaktadırlar.  Bakanlığımız tarafından öğrencilerin ve çalışan vatandaşlarımızın kütüphanelerimizden daha fazla yararlanabilmesi için, yeterli personele sahip il halk kütüphanelerinin saat 19:30 ‘a kadar hizmet vermeleri sağlanmıştır. Ancak, bu fazladan mesai personele  ücret karşılığı olmayıp izin karşılığı olarak yaptırılmaktadır. Ülke genelinde halk kütüphanelerinde nitelikli  kütüphaneci sayısı 2016 yılı istatistiğine 349 olarak görünmektedir. Toplam personel sayısı ise 3178 olarak tespit edilmiştir.( http://www.kygm.gov.tr/TR,175003/halk-kutuphaneleri-genel-istatistikleri.html)

Bakanlığa bağlı kütüphane sayısı ise aynı yıl istatistiğine göre 1137 olarak gözükmektedir. Kütüphane başına düşen  nitelikli personel sayılan kütüphaneci sayısı, 2017 yılında  ataması yapılan 200 adet sözleşmeli personel sayısı ile  0.48 dir. Yani kütüphane başına hala 1  (bir) kütüphaneci düşmemektedir.  Genel olarak son atanan 200 sözleşmeli kütüphaneci ve diğer personellerle beraber ülkemizde kütüphane başına düşen personel sayısı 2.97 dir. Bu personellerin tümünün kütüphaneci olmadığı ve bu sayıya kaloriferci hizmetli, bekçi ve işçi sayılarının dahil olduğu malumunuzdur. 2012 yılında yayınlanan Halk Kütüphaneleri yönetmeliğin personel ilke ve standartları şöyle sıralanmıştır: (Resmi Gazete Tarihi: 11.01.2012  Resmi Gazete Sayısı: 28170)

Personel ilke ve standartları

MADDE 13 – (1) Personel ilke ve standartları şunlardır:

a) Her il ve ilçe halk kütüphanesinde bir müdür ile en az bir müdür yardımcısı bulunur.

b) Her kütüphanede en az bir kütüphaneci bulunur. Kütüphanede görevlendirilecek kütüphaneci sayısı toplam personel sayısının 1/3’ü oranında olmalıdır.

c) Her il halk kütüphanesinde en az iki memur, bir ambar memuru, bir teknisyen, bir kaloriferci, eğer gezici kütüphane aracı varsa bir şoför bulunur.

ç) Şube halk kütüphanelerinde her 10.000 kişi için bir kütüphaneci, iki memur, bir hizmetli görevlendirilir.

d) Gezici kütüphanede en az bir kütüphaneci veya memur ile şoför bulunur.

e) Yerel yönetimlerle işbirliği sonucu açılan kütüphanelerde, Bakanlıkça personel atanıncaya kadar yerel yönetimler tarafından tam zamanlı çalışan en az ortaöğretim mezunu bir personel görevlendirilir.

Günümüzde , Bakanlığın taşrada en yaygın hizmet birimi olarak bulunan halk kütüphanelerinin kadro standartları sağlanamamıştır. Çoğu ilçe ve kasaba kütüphanesinde tek personel veya geçici görevli olan başka kurum personelleri bulunmaktadır. Bazı il halk kütüphanelerinde ise personel sayısı 3-4-5 rakamlarını geçememektedir.  Personel sayısı  5 ve üzerinde olan kimi halk kütüphanelerinde ise nitelikli personel (Kütüphaneci) sayısı yok denecek kadar azdır.   Hal böyle iken, Nisan ayı içinde İstanbul ilinde bazı halk kütüphaneleri gece 10:30 kadar açık hale getirilmiştir. Gerçekte kitap okurları için güzel bir uygulamadır. Lakin, ülkemizde halk kütüphanelerindeki bulunan personel sayısı ilden ile farklılık göstermektedir. Bu pilot uygulamanın ülke genelindeki halk kütüphanelerinde uygulanma şansı son derece zayıftır. Zira, zaten 1 veya 2 personelle çalışan bir kütüphanenin nöbete kalan personelinin ertesi gün işe gelmemesi normal kütüphane hizmetlerinin bile verilememesi demektir. Bu da hem personel hem de kullanıcılarda ciddi bir yılgınlığa neden olacaktır. Halk Kütüphanelerindeki personelin hizmet süreleri dikkate alındığında ,büyük bir çoğunluğunun emekliliği haketmiş veya bu süreye yaklaşmış personeller olduğu görülecektir. Bu nedenle gece ve gündüz mesaisi arasında ara vermeksizin çalışmak durumunda kalan personellerin büyük ihtimalle emeklilik yolunu seçeceği aşikardır. Bu durumda ise , kütüphaneler personel bakımından büyük bir erimeye sahne olacaktır. Normal mesai saatlerinde bile il, ilçe ve şube kütüphanelerinde hizmet durma noktasına gelecektir. Normal şartlarda nöbet sisteminde her kütüphanede bir kütüphaneci olması gerekir. Ancak mevcut şartlarda bunun mümkün olmadığı görülmektedir. Örnek vermek gerekirse, bir hastanede gece nöbetine doktorun kalması zaruridir. Onun yerine hasta bakıcı nöbete kalması ne kadar tuhafsa  kütüphanelerde de kütüphaneci olmadan personel eksikliği nedeniyle nöbete bırakılacak olan odacı, veri hazırlama memuru, ayniyat saymanı ve kalorifercinin durumu da tuhaf olacaktır. Yine gecenin bir vakti güvenlik personeli  olmayan bir ya da iki kişi ile açık tutulacak  kütüphanelerde çok ciddi  güvenlik- aşayiş sorunu olacaktır. Özellikle nöbete kalması gereken kadın personeller için durum bir felaket olacaktır. Zira, gece herkese açık olan kütüphaneye tinerci, balici veya sarhoş kişilerin girmesine, tehlike yaratmasına nasıl engel olunacaktır? Kışın evsizlerin, farklı amaçlarla buluşma yeri arayanların kütüphaneye girmelerinin önüne nasıl geçilecektir?

Sonuç olarak, personel bakımından ulusal ve  uluslararası standartlara ulaşmadan  geceleri kütüphaneleri açmak son derece ciddi riskleri içinde barındırmaktadır. Öte yandan , geceleri kütüphaneleri kullanmak isteyenlerin büyük çoğunluğu  lgs, lys, tus gibi sınavlara hazırlanan daha çok etüt merkezi arayan kişilerdir. Halk kütüphanelerini etüt merkezi gibi kullandırtmak zaten ülkemizde gelişmemiş olan okuma alışkanlığını tamamen yok etmektir. Zira, ders çalışanlar kütüphaneye kitap almaya gelenleri konsantrasyonlarını bozdukları gerekçesi ile sürekli haksız olarak uyardıklarına şahit oluyoruz. Oysa bir halk kütüphanesine gelen kullanıcı rahatça kütüphane içinde gezinebilmeli, kitaplara dokunarak inceleyebilmelidir. Son zamanlarda ise ders çalışanlarca doldurulan salonlardan gerçek kitap okurlarının dışlandığını görüyoruz. Kütüphaneye gelen sayısı çok yüksek lakin ödünç alınan kitap sayısı son derece düşüktür. Bu nedenle halk kütüphanelerinin etüt merkezi gibi kullanılması için bu amaçla geceleri açık tutulması yoluna gidilmemelidir. Yurtdışı şehir ve halk kütüphanelerinde böyle bir uygulama örneği yoktur.

Ders çalışmak, etüt yapmak için mekan yaratmak bakımından ülkemizde büyük bir rezerv bulunmaktadır. Bu rezerv  Milli Eğitim Bakanlığının uhdesinde olan 22 bin civarındaki okul kütüphaneleridir. Konsept olarak bu mekanlar zaten ders yapmak, ders çalışmak için kurulmuşlardır. 2012 yılında MEB tarafından yürürlüğe konan  “okullar hayat olsun” (http://okullarhayatolsun.meb.gov.tr/) projesine göre okul kütüphaneleri, bilgisayar laboratuvarları gece 21:00 açık olması gerekmektedir. Milli Eğitim Bakanlığının personel sorunu da yoktur. Ancak, proje hala yürürlükte olmasına rağmen bu güne kadar geceleri okul kütüphanelerini açma yönünde pozitif bir yaklaşım olmamıştır.

Son olarak, halk kütüphanelerinin güvenlik ve nitelikli personel bakımından geceleri açık kalması son derece riskli olup  halk kütüphaneleri çalışma prensibi aykırıdır. Geceleri 7/24 çalışan kütüphaneler daha çok üniversite araştırma kütüphanelerine has bir özelliktir. Personel sorunu ve aşırı çalışma baskısı pek çok halk kütüphanesi personelini emekli olmaya veya kurum değiştirmeye zorlayacaktır. Bu da hiç arzu etmediğimiz bir durumdur.  Belki, mevcut personelin gönüllü ve isteyerek çalışması için özlük haklarının iyileştirilmesine yönelik olarak  ÜCRETLİ fazla mesai uygulaması denenebilir. Böylece, çalışmasının karşılığını ücret olarak alacak olan personel daha istekli olacak, ertesi gün izin kullanmayacağı için normal işlerde aksamayacaktır. Ücretli fazla mesai uygulaması nüfus müdürlükleri, maliye, ptt gibi personel kıtlığı yaşayan kamu kurumlarında başarıyla yıllardır uygulanmaktadır. Saygılar, sevgiler.

İsmail AKMAN

Serbestlogokaratkter4tış