Güneş güne merhaba derken duyarsın alarmın acı sesini. 5 dakika fazla uyumak, o an yapılacak olan tüm tekliflerden daha caziptir. “5 dakikadan bir şey olmaz” deyip susturursun alarmı. İşte o anki sessizlik, evhamın sesi olur. “Ya uyanamazsam” telaşı başlar bu kez. Bitirmek zorunda olduğun ödevin, savunmasına çeyrek kalan tezin, tamamlanması için sayılı günleri olan projen vb. gelir aklına ve odanda yangın çıkmışcasına fırlarsın yataktan. Hedeflerini, ideallerini, hayallerini çantana yükleyip, hafif de bir şeyler atıştırıp vurursun kendini kütüphane yollarına…

Kütüphanedesin. Oturmak için uygun bir masa seçer, çalışmak için gerekli materyalleri hazır edersin masanın üstünde. O an başlar felaketler peşi sıra.

  • Aradığın kaynağı yerinde bulamazsın: Öyle bir kaynaktır ki o, yaptığın çalışmanın olmazsa olmazıdır. En gerekli bilgiler onun içindedir. Atıf için lazımdır ya da kaynakçan için ya da her neyse. Ama maalesef olması gereken yerde değildir. Bir heyecanla görevli kütüphaneciden yardım istemek geçer aklından. Soluğu görevlinin yanında alırsın, ama aksilik! Kütüphaneci de fayda etmez. O kaynak o an orada değildir. Onsuz devam etmek zorundasındır artık.
  • Sakız sorunsalı: Kaynağı bulamadın ama olsun, yılmak yok. Tam konsantre çalışmaya devam edeceksin ama ne mümkün. Hemen yanı başındaki kullanıcı ağzında sakızı şişirip şişirip arsız arsız patlatır. Sakıza atılan her diş darbesi, beynine atılır adeta. O kadar sinir bozucudur ki, tatlı dille uyarmak yetmez, “çıkar şunuğğğğ” diye haykırmak istersin ama onu da yapamazsın. Ya sabır!
  • İdealist Personel: Bir kez daha işin düşer görevliye. Aradığın diğer kitaplar da yerinde yoktur. Sanki gizle bir el bütün kitapları saklamış hissine kapılırsın. Görevliyle birlikte raf raf dolaşırsın. Bu sırada kütüphaneci de sana lazım olur düşüncesiyle bütün sistemi ayaküstü anlatır. Hızlandırılmış kütüphanecilik kursunu da tamamlayarak gururlu ama bir o kadar da hüzünlü adımlarla yerine dönersin. Kulaklarında hala kütüphanecinin yaptığı “fazla uzaklaşmış olamazlar” esprisi çınlamaktadır.
  • Korku dolu anlar: Tüm olumsuzluklara rağmen az da olsa ilerletmişsindir çalışmanı. İlerleyen saatle beraber, midenden gelen tuhaf sesler koca sessizliğin çığlığı olur. Her ne kadar insani bir durum olsa da gerilir, herkesin sana baktığını, mideni dinlediğini düşünürsün. Bir şeyler yemeli ama nasıl? Dışarı çıksam, döndüğümde eşyalarımı bulabilecek miyim? Eşyalarımı yanıma alsam dönünce boş yer bulabilecek miyim? Gıda tüketmek yerine, bu gibi sorularla beynini yer, doyarsın.
  • Gece modu: Gününü kütüphaneye ayırma amaçlarından neredeyse hiçbirine ulaşamadığın için, zihnin sana gizli oyunlar oynar ve göz kapaklarını ağırlaştırır. Karnının açlığı bir tarafa, enerjinin düşüklüğü diğer tarafa derken derin düşünceler gark olur önündeki sayfalarda… Birden omzunda orantısız ivme ile dürtüldüğünü hissedersin. Kim mi? Sakızlı kütüphane kullanıcısı:

       “Pardon! Horluyorsunuz!” 

Burada anlatılan olaylar tamamen hayal ürünü değildir. Kişi ve kurumlar da hayal ürünü değildir. Mr. Murphy ve kanunlarının kütüphaneler için de geçerli olduğunu hatırlatmakta fayda var diye düşünüyorum!

Velhasıl… Şartlar ne olursa olsun okumaya devam edin. Olduğu kadar!

kapak görseli

Furkan ATMACA

Serbestlogokaratkter4tış