Ben bir kütüphaneci olarak araştırmalarımı kütüphanede yapıp çalışma kısmını evde gerçekleştirmeyi tercih ediyorum. Neden mi? Çalışırken çay ya da kahve içmeyi çok seviyorum. Kendi kitaplığımda bir çok kitap var sayfaları arasında çay ya da kahve lekesi olan. Çayın ya da kahvenin bence hiç suçu yok. Ben çok sakarım o yüzden lekeniyor o kitaplar. Her ne kadar sakar olsam da üzeri lekeli kitap gördüğümde bir yaşanmışlık olduğu hissine kapılıyorum.

Ne yazık ki çoğu kütüphanemizin bütçesi kitap alımı için sınırlı olduğundan anlayabiliyorum onların kitapları koruma hassasiyetlerini. Kütüphanelerdeki “üstü açık bardakla içecek içmek yasaktır” uyarıları yerini sizin yaşanmışlığınız burada geçmez afişlerine bıraksa keşke. Açık bardak demişken çoğu kütüphane artık termos bardakla çalışma yapmaya olanak sağlıyor. Kapağı olduktan sonra hiç sorun değil,  yeter ki sizin kahve kokunuz kitap kokusuna karışsın. Karışsın ki daha güzel yazın düşüncelerinizi. İşte bu sebepten kutuphaneblog@gmail.com a serbest atış köşesi için kütüphane ile ilgili aklına gelen ne varsa yazan ilk kişiye yukarıdaki termos bardağı hediye edeceğim. Hem bizden küçük bir hatıra olacak hem de yaşanmışlıklarınız evdeki kitaplarda kalacak…

libralogo