Çocuk sesleriyle renklenen bir kütüphaneden günaydın..Nasıl olur? “Kütüphanede ses olur mu hiç” der iç sesimiz değil mi? Bundan 10 ay öncesine kadar çalıştığım kütüphanede okuyucuları uyararak “lütfen sessiz olur musunuz bakın rahatsız olanlar var” derdim. Şimdi ise yarım saatten fazla ses çıkmasa kütüphanemde, kapısını kapatıp gidesim geliyor. “Dur, sus, yapma, etme, sessiz ol, rahatsız etme” kelimeleri artık çoook uzakta kaldı benim için.

Yanlış anlaşılmasın, bizim kütüphanemizin de Temel Anlaşmaları (hani bizlerin Kütüphane Kuralları diye öğrendiğimiz maddeler topluluğu) var. Ne mi bunlar?; Meselâ “kütüphanede araştırma yaparken diğer arkadaşlarıma saygı duyarım ve sessiz olurum” anlaşmamız var. Ne kadar nazik ve olumlu bir yaklaşım di mi gel de uyma bu anlaşmaya! Gözlemlerime dayanarak belirtmek isterim ki “konuşmayın”, “bağırmayın” deseydim çocuklara hiçbir etkisi olmayacağı gibi kütüphanemde yıl boyu tek başıma otururdum herhalde. He bu arada temel anlaşmaları da çocuklar kendileri hazırlıyor.  Zaman zaman diğer temel anlaşmalarımızdan da  bahsedeceğim.

Kütüphanelerimiz boş kalmasın, hele ki çocuk kütüphanelerimiz..Bırakın karışsın raflar, eskisin kitaplar..Yeter ki okunsun, okudukça yenilerini yazacak bedenler büyüsün. Hayat için dünya için kafa yoran, sürekli üreten yaratıcı beyinler görelim.

Bir günaydın diyeyim dedim laf nerden nereye geldi. Üsküdar’dan, bir ilkokul kütüphanesinden hepinize selamlar.

Kitaplarla kalın!

libralogo